Proje . Basil – Bilkent Şube
Müşteri . Basil A.Ş.
Alan . 100 m² Yer . Ankara Yıl . 2024
Program . Ticari
Proje Ekibi . Ali Sinan, İshak Şimşek, Oğuzhan Muzıkacı, Sercan Deniz
ÇEKİRDEK*
Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum.*
Bilkent Station’ın sürekli hareket eden akışı içinde yer alan 100 m²’lik bu şube, zincir bir işletmenin temel çelişkisinden hareket ediyor: Nerede karşılaşılırsa karşılaşılsın tanınacak kadar aynı, bulunduğu yere ait hissedilecek kadar oraya özgü olmak. Projenin çıkış noktası bu iki beklentiyi aynı yerde birlikte karşılayabilmekti.
Devamını okuİlk karar; görünürlüğü derecelendirmekti. Servis üç parçaya ayrıldı ve her birine farklı bir açıklık düzeyi verildi: tezgah tümüyle açık, mutfak yarı açık, bulaşıkhane kapalı. Hazırlık alanı koyu yeşil bir hacim olarak kuruldu; yüzeyinde açılan yırtık, kullanılan malzemeyi ve hazırlık sürecini görünür kılıyor. Hızlı yemek işletmelerinde çoğunlukla tümüyle gizlenen mutfak burada kısmen sergilenirken, bulaşıkhane görünmez kalıyor. Böylece Basil’in taze malzeme iddiasını metin değil, mekan anlatıyor.
Bu yeşil hacim, alanın içinde kendi başına duran tanımlı bir çekirdektir. Onu saran ahşap çıtalı kabuk, yuvarlatılmış köşeleriyle tek parça bir hacim olarak okunurken, oturma düzeni bu hacme değmeden önünde ayrı bir katman oluşturur. Böylece kimlik çekirdekte yoğunlaşır; çevresindeki kabuk ise bulunduğu yere uyum sağlayan daha sakin bir malzeme dili kurar.
Projeyi tek bir şubenin ötesine taşıyan da bu ayrımdır. Çekirdek kendi içinde tamamlanmış bir sistem olarak kurgulandığından, farklı şubelerde farklı kabukların içine yeniden yerleşebilir. Kimliği taşıyan unsur çekirdektir; kabuk ise her bağlamda yeniden yorumlanabilir. Böylece tasarım, tekil bir uygulama olmaktan çıkarak çoğaltılabilir bir şube tipine dönüşür.
Basil, menüsünün karbon ayak izini ortalama bir fast-food seçeneğine göre %30 daha düşük olarak açıklıyor. Tasarım bu yaklaşımı iki kararla destekliyor. İlki, kabukta geri dönüştürülebilir bir malzeme olarak ahşabın tercih edilmesi. İkincisi ise çekirdeğin yeniden üretilebilir olmasıdır. Her şubeyi baştan tasarlamak yerine aynı çekirdeğin farklı bağlamlarda yeniden kurulabilmesi, tasarım ve yapım süreçlerinde harcanan kaynağı azaltır.
Sonuçta ortaya çıkan şey yalnızca Bilkent Station için tasarlanmış bir iç mekân değil; kimliğini korurken bulunduğu yere uyum sağlayabilen, yeniden üretilebilen bir şube tipidir.