BİR EVİN İKİNCİ ÖMRÜ
Korumak, bir yapıyı zamanın dışına çıkarmak değildir. Tersine, onu yeniden zamanın içine sokmak, gündelik hayatın akışına geri vermektir. Uluborlu’daki tescilli ev için sorulan soru da buydu: bu yapı neyi hatırlıyor, bugün ne yapabilir?
BAĞLAM
Uluborlu, Isparta’nın tarihsel derinliği en güçlü yerleşmelerinden biri. Antik dönemden Bizans’a, Selçuklu ve Hamitoğulları’ndan Osmanlı’ya kesintisiz bir yerleşim sürekliliği taşıyor; Apollonia, Sozopolis ve Borgulu adlarını arka arkaya taşımış bir yer. Uluborlu Kalesi, Alaaddin Camii ve geleneksel konut dokusu bu belleğin bugüne kalan taşıyıcıları. Proje konusu yapı da bu dokunun parçası: yığma taş ve ahşap elemanları, cephe karakteri ve mekânsal kurgusuyla ilçenin konut mirasını temsil eden bir sivil mimarlık örneği. Kaleye ve camiye yakınlığı, onu tekil bir konut olmaktan çıkarıp kentsel bir sürekliliğin halkası yapıyor. Çevresindeki yüksekokul ve liseler ise yapıya hazır bir kullanıcı kitlesi sunuyor.
KARAR: AYIRT EDİLEBİLİR OLMAK
Yapının özgün konut düzeni, zaman içinde çeşitli müdahalelerle değişmiş. En belirgini, doğudaki avlunun sonradan yapıya eklenti olarak katılması. Bugüne yalnızca yığma taş duvarları ulaşabilen bu bölümde, korunabilen izler doğrultusunda özgün duruma en yakın kararlar geliştirildi; kesin olarak öngörülemeyen yerlerde ise taklitten kaçınıldı. Mevcut taş duvarların içine çağdaş bir strüktür ve korten bir kabuk yerleştirildi. Yeni müdahale, eskiyi gölgelemeden kendini belli ediyor.
Sokaktan yapıya devam eden korten iz, projenin fikrini kuran eşik elemanı. Yalnızca bir yönlendirme değil; yapının geçmiş mekânsal izleriyle bugünkü kullanımı arasında bağ kuran bir anlatı. Bu iz kullanıcıyı önce avluya taşıyor. Çeşme ve çevre duvarlarıyla tanımlanan avlu, yapının ilk kamusal eşiği: sergi, açık hava etkinliği, atölye ve buluşma.
PROGRAM
Zemin kat, ziyaretçinin karşılandığı ve kamusal hayatın başladığı sosyal katman — kafeterya, ek kullanım alanı ve servis mekânları. Birinci kat üretime ayrıldı: dokuma atölyesi, seramik atölyesi, çalışma odası, çok amaçlı salon ve sofada sergileme alanı. Özgün ahşap tavanlar, dolap nişleri ve kapı-pencere oranları korunarak yeni işlevler asgari müdahaleyle yerleştirildi. Sonradan eklenmiş niteliksiz hacimler kaldırıldı; hâlâ okunabilen özgün kısımlar aslına uygun olarak yeniden inşa edildi.
SONUÇ
Motif Evi, korunmuş bir kültür varlığı olarak kalmıyor; geçmişin izleri üzerinde yeniden hayat bulan, üretim odaklı bir kamusal merkez oluyor. Dokuma, halı sanatı ve seramik gibi yerel pratiklerin öğretildiği; özellikle kadınlar ve çocuklar için zanaat bilgisinin kuşaklar arasında aktarıldığı bir yer. Sokak, avlu ve kapalı mekân arasındaki süreklilikle Uluborlu’nun tarihsel belleğini deneyimlenebilir kılan bir kültür rotasının parçası.