Proje . Sema – Hüseyin Erdoğmuş Fen Lisesi Eğitim Kompleksi
Müşteri . Erdoğmuş Parfüm Sanayi
Alan . 16.000 m² Yer . Eğirdir Yıl . 2026
Program . Eğitim
Proje Ekibi . Ali Sinan, Meryem Merve Başoda, Alp Yılmaz, Doğukan Bulduklu, Hülya Demirkaya, Tunahan Güler, Yiğit Kantarcı
İş Ortakları . Ankapol Mühendislik (Statik), Eko Mühendislik (Mekanik), Özay Mühendislik (Elektrik), ADD Design (Peyzaj), Lagün Mühendislik (Altyapı), Optimind Danışmanlık (Yangın Danışmanlığı), Cüneyt Kurtay (Akustik Danışman)
Yüklenici . Yıldız Ev Yapı
İZ*
Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, eser, nişan veya emare*
Eğirdir, su ile kara arasında duran uzun bir hafıza gibi okunur. Gölün kıyısında biriken yaşam, yüzyıllar boyunca ticaret, savunma, gündelik hayat ve kültürle katman katman çoğalır; kent de zamanın içinden süzülerek bugüne gelir. Bu birikimin yakın dönem belleğinde en güçlü izlerden biri, 1912 yılında hizmete açılan Eğirdir Tren İstasyonu Kompleksi.
İzmir’den başlayıp Eğirdir’de sonlanan demiryolu hattı, yalnızca insanı ve yükü taşımaz; bilgi, ilişki, hareket ve dönüşüm de bu hat boyunca kente akar. Özellikle Milli Mücadele yıllarında üstlendiği rol, bu çizgiyi sıradan bir ulaşım hattının ötesine taşır ve ülkenin ortak hafızasında özel bir yere dönüştürür. Zaman içinde kent büyür, çevresi değişir, istasyonun göl ile kurduğu tarihsel temas zayıflar. Yine de rayların izi hem toprağın üzerinde hem de kentin belleğinde yaşamaya devam eder. Bir zamanlar uzak coğrafyaları Eğirdir’e bağlayan bu çizgi, bugün başka bir yolculuğun başlangıcı olur; genç zihinlerin merakına, araştırmasına ve geleceğe uzanan düşünce dünyasına açılır.
Sema – Hüseyin Erdoğmuş Fen Lisesi Eğitim Kompleksi, tam da bu süreklilik fikrinden beslenir. Geçmişte hareketi ve etkileşimi taşıyan demiryolu, bugün yerleşkenin ana yaya omurgasına dönüşür; öğrencilerin gündelik yaşamını, karşılaşmalarını ve birlikte üretimlerini taşıyan yeni bir hatta dönüşerek yaşamın içine karışır.
Eğitim yapıları, sosyal donatılar, meydanlar ve açık alanlar bu omurga etrafında bir araya gelir. Açık, yarı açık ve kapalı mekânlar arasında kurulan geçirgen ilişki, kampüs yaşamını dersliklerin sınırlarından çıkarır; karşılaşmaların, rastlantıların, üretimin ve birlikte var olmanın doğal bir parçası haline getirir. Amaç burada yalnızca bir okul yerleşkesi kurmak değildir; geçmişin izleriyle geleceğin hayallerini aynı mekânda buluşturan, yaşayan bir öğrenme atmosferi kurmaktır.
Böylece proje, Eğirdir’in hafızasında yer eden bir hareket hattını bugün yeniden bilgiye, karşılaşmaya ve geleceğe açılan bir yaşam omurgası olarak kente geri verir.
Devamını okuDEMİRYOLU İZLERİNİN YAYA OMURGASINA DÖNÜŞMESİ
Projenin ana fikri, eğitim parselini bağımsız bir kampüs adası olarak ele almak yerine, tarihi tren istasyonu kompleksi ile bütüncül bir mekânsal sistem içinde değerlendirmektir. Bu yaklaşımın temel girdisini parsel içerisinde izleri hâlen okunabilen tarihî ray hattı oluşturmaktadır. Rayların yeniden aktif bir ulaşım sistemi olarak çalışması öngörülmese de, taşıdığı hafıza ve alanın parçalarını birbirine bağlayan doğrusal izi, proje için ana mekânsal referansa dönüşmüştür. Bu doğrultuda eski demiryolu güzergâhı, tüm yerleşkeyi birbirine bağlayan ana yaya omurgası olarak yeniden yorumlanmıştır.
Geçmişte bilgi, ticaret, insan ve kültürün taşındığı bu hat, bugün fen lisesi öğrencilerinin bilim, teknoloji, araştırma ve sosyal etkileşim süreçlerini taşıyan yeni bir omurgaya dönüşmektedir. Bu omurga; tescilli mevcut yapıları yeni eğitim birimlerinİ kamusal açık alanları meydanları sosyal donatıları tek bir süreklilik içinde bir araya getirmektedir.
YERLEŞKE KURGUSU: ÜÇ MEYDANLI SOSYAL OMURGA
Ana yaya omurgası üzerinde kampüs yaşamını güçlendiren üç temel odak tanımlanmıştır. Merkez Meydan Yerleşkenin ana karşılama ve tören alanı olarak kurgulanmıştır. A blok girişi, yemekhane ve çok amaçlı salon ile birlikte kampüsün kamusal kalbi olarak çalışmaktadır. Günlük öğrenci sirkülasyonunun en yoğun kesişim noktası olmasının yanı sıra resmi törenler, toplanmalar ve ortak etkinlikler için güçlü bir merkez boşluk oluşturmaktadır. Doğu Meydanı Kütüphane, spor salonu ve kent ile ilişkili sosyal odaktır. Öğrencilerin ders dışı üretim, dinlenme ve fiziksel aktivite süreçlerini desteklemektedir. Aynı zamanda kültürel kullanımlarla kampüsün çevre yerleşimle temas kurduğu geçirgen bir eşik niteliği taşımaktadır.
Batı Meydanı Yurtlar ve yemekhane ile ilişkili, gündelik yaşamı destekleyen daha sakin bir açık alan olarak tasarlanmıştır. Günün erken ve geç saatlerinde öğrencilerin gündelik karşılaşmalarına olanak tanıyan yarı kamusal bir dinlenme ve bekleme mekânı üretmektedir. Bu üç odak noktası ana yaya omurgası üzerinde sıralanarak kampüs içinde güçlü bir yönlenme, hiyerarşi ve süreklilik üretmektedir. Meydanlar arasındaki ardışık açık alan kurgusu, hareketi teşvik ederken farklı ölçeklerde sosyal karşılaşma senaryolarını da desteklemektedir.
MİMARİ DİL, DOĞAL BAĞLAM VE EĞİTİM DENEYİMİ
Yerleşke tasarımı, tarihî kompleksle biçimsel benzerlik kurmak yerine mekânsal süreklilik ve kullanım deneyimi üzerinden geliştirilmiştir. Açık, yarı açık ve kapalı mekânlar arasındaki geçirgen ilişki; koridorlar, avlular, meydanlar
ve saçak altları boyunca karşılaşma, etkileşim ve kısa süreli öğrenme anlarını destekleyen gündelik bir kampüs yaşamı üretmektedir. Doğal çevre verileri ve Eğirdir’in baskın rüzgâr yönleri, yapıların yerleşiminde belirleyici olmuş;
meydanları koruyan, açık dolaşım sürekliliğini güçlendiren ve kullanıcı konforunu artıran bir mikroklima kurgusu oluşturulmuştur. Böylece doğal bağlam, yerleşkenin mekânsal organizasyonuna aktif olarak dahil edilmiştir. Kampüs, derslik odaklı bir şema yerine öğrencinin tüm gününü kapsayan bütüncül bir eğitim ve yaşam senaryosu olarak ele alınmıştır. Spor salonu ve çok amaçlı salonun kent kullanımıyla ilişkilendirilmesi, geçmişte demiryolunun ürettiği bölgesel etkileşimi
bugün eğitim, sosyal yaşam ve kamusal kullanım üzerinden yeniden yorumlamaktadır. Bu yaklaşım, yerin tarihsel hafızasını çağdaş eğitim mekânının gündelik ritmiyle bir araya getirerek kampüsü yalnızca bir öğrenim yapısı
değil, farklı yaş gruplarını ve kamusal kullanımları buluşturan yaşayan bir sosyal altyapı olarak tanımlamaktadır.